30 Aralık 2010 Perşembe

Onlar Bizim Çocuklarımız - Video Kayıt

26 Aralık 2010 tarihli, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Pediatri Bölümünde tedavi gören çocuklara, Nurturia Antalya Anneleri ve Antalya Çocuk Tiyatrosu Gönüllüleri işbirliği ile yapılan yılbaşı etkinliğinden güzel, duygulu, neşeli anlar:

http://vimeo.com/18269723

http://vimeo.com/18271322

http://vimeo.com/18272067

http://vimeo.com/18273822

http://vimeo.com/18274087

Dilerim bizi bekleyen yeni yılda, bu güzel çocukların her biri sağlığına kavuşur..

Sevgiler

29 Aralık 2010 Çarşamba

Onlar Bizim Çocuklarımız


Çok değil sadece 1 ay önce bir ateş yaktı yüreklerimizde İlal..  Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Pediatri Bölümü' n de tedavi gören, Lösemi ve benzeri lanet olasıca hastalıklarla mücadele eden yavrularımıza, yeni yıl için hediye dağıtmaktı amacımız.. İlal'in kontak kurduğu Antalya Çocuk Tiyatrosu güzel gönüllülerinden Serap Hn. ve Erdinç Bey' in de organizasyonda yer almalarıyla daha bir mutlu kutlu olacaktı yeni yıl etkinliğimiz.

Ben Tenten' i o hastanede kucağıma aldım. Kadın doğum katında özel oda kontenjanı dolduğu için başka bir katta ayarlanan odada kaldık iki gün. Sezaryenle doğum yaptığım için, yürüme seanslarım oluyordu koridorda. Aynı koridorda kemoterapi gören minik yüreklerde vardı. Koridorda yürümeye çalışırken onlarla ilk karşılaştığımda bayılacağım zannettim. Zaten düşük kiloda doğan ve doğmadan önce ultrasonda ısrarla bir bacağının kısa olduğunu gören doktorlar ve doğum sonrasında ki muayene de bir bacağının 2 cm kısa ölçülmesi sonucu kalça çıkığı şüphesinin yüzümüze pat diye söylenmesi fazlasıyla başımı döndürmüş ve moralimi altüst etmişti. O çocuklara bakamıyordum bile. Göz göze geldiğimizde onları üzecektim çünkü biliyorum. Sonra odaya girip Tenten' e uzun uzun bakıyordum.. Zaten kaşsız, saçsız doğan oğlumun, o yavruların yerinde olabilme ihtimalini getiriyordum aklıma.. Öyle ya, her şey insan için bu hayatta.. Hüngür hüngür ağlıyordum sonra. Tenten' in kalça çıkığı şüphesinin boş çıkması için ettiğim dua, inanın o yavrulara ettiğim duanın yanında solda sıfır kalmıştı o iki gün. Hayatımın en güzel ve en kahredici günlerini geçirmiştim zannederim o zamanlar..

İlal bu fikri ortaya attığında, o günlere döndüm sanki.. Kahroldum. Evet o çocukları mutlu etmek tüm anne/babaların göreviydi. Çünkü o anne/babaların yerinde gerçekten biz olabilirdik/ olabiliriz.. Kırk yılda bir rutin kontroller icabı, çocuklarımızın kanını nasıl aldırdığımızı, aldırırken ne hale düştüğümüzü düşünün.. O çocuklar, oradaki onlarca çocuk, vücudunun en az bir yerinde bir kataterle uyuyor, yemek yemeğe çalışıyor, tuvalete gidiyor ya da gidemiyor, resim yapıyor ve etkinlik gününde olduğu gibi dans ediyor.. O kataterle yaşıyor.. Bu kadar açık yazıyorum gördüklerimi, çünkü canınızı acıtmak istiyorum gerçekten.. Gerçek olan her şey ve ihtimaller canımızı acıtmalı zaman zaman.. Sonra şükretmeliyiz bol bol.. Günlük hayatta canımızı sıkan şeylerin önem derecesini sorguluyorsak içimizde, arada bir o çocuklara gidip en azından oyun odasında onlaral bir şeyler karalamak gerek..



O aileleri görmeliydiniz. O gözlerindeki ışıkları. Gözlerinin maalesef feri kaçmış, çocuklarının yerine de ışıldıyordu o gözler.. Çok mutlu oldular arkadaşlar.. Bu kadarını beklemiyordum.. Biz tabii ki onlara ilk etkinlik yapan gönüllüler değilizdir. Hastane zaten kendi bünyesinde ayrı bir etkinlik düzenliyor yarın.. Ama bu insanlara hergün yapılsa bu gibi sürprizler o gözler her gün bıkmadan teşekkür eder..

Bize o gün orada ve önceki gün hediye alışveriş esnasında şunu sordular; '' Hangi dernek/ vakıf ? '' . Ogün Hande' nin verdiği cevap çok gururlandırdı beni. Dedi ki; ''Biz Türkiye çapında 7000- 8000 nüfusu aşan anneler topluluğuyuz''. Biz Nurturia Anneleriyiz. Bu bir özet. Bu bir fark. Bu bir farkındalık.  Biz Türkiye ve umarım dünyanın herhangi bir şehrinde bu farkındalığı yaşatmalıyız insanlara. Nurturia bize bu sorumluluğu yüklüyor içten içe.. 



Beynimin içinde etkinlik günüyle ilgili çok fazla cümle birikti ve çıkmak için bekliyor. Ama yazamıyorum. Daha fazla çözülmek istemiyorum. Yazmak istediklerimi ve neden yazamadığımı, devam edemediğimi; şuan sürekli yükleme hatası aldığım için başka bir posta ertelediğim, etkinlik eğlencesine ait video kayıtları izleyince anlayacağınızı umuyorum..
Şifa diliyorum.. Sevinç diliyorum.. Güç diliyorum.. Sabır diliyorum.. 



Eklemek istediğim bir şey daha var. Bir grup üniversite öğrencisi, kimi tıp okuyor, kimi başka bölümlerde ama hepsinin yüreği kocaman. Her an dua alıyorlar. Çocuklara gönüllü olarak her hafta sonu refakat ediyorlar, beraber resim yapıyorlar, oyunlar oynuyorlar. Bize o kadar minettar kaldılar ki, '' Lütfen yine gelin, hep gelin'' dediler. Hafta içi okulla uğraşıyorlar, hafta sonu bu şekilde dinleniyorlar. Ne güzel değil mi? O gün sadece 5 anneydik ve yapmamız gereken çok iş vardı. Yardımımıza hızır gibi yetiştiler. Hemen orgaize oldular. Etkinlikten sonra odaları gezip hediye dağıtma aşamasında onlar olmasaydı ne yapardık bilemiyorum. Çocuklar, çok teşekkürler.. 


İşte Üniversiteli gönüllüler, Tiyatrocu gönüllüler ve Nurturia Anneleri ;





Katkıda bulunan arkadaşlarıma ve özellikle bu ateşi içimizde yakan İlal' e; bizi kendimize getirdiği için, Nurturia'ya; bizi buluşturduğu için çok teşekkür ediyorum..

O gün yanımızda çocuklarımız yoktu ama, hastanedeki çocuklar zaten hepimizin çocuklarıydı..

Etkinlikle ilgili son yazışmalar; burada.


Fotoğrafların devamı; Nurturia Flickr Sayfasında ve Nurturia Facebook Sayfasında.

Not: ELT ve TASARIM KIRTASİYE' nin geniş gönüllü işletmecilerine toplayabildiğimiz ve yetmeyeceğine emin olduğumuz paralarımızı bereketlendirdikleri için çok teşekkürler.



1 Aralık 2010 Çarşamba

Bayram Birlikte Güzel



Ben kendimi bildim bileli, bayram günü yaklaşırken, müthiş heyecanlanırım. Çocukken benim için bayram demek; el öpmek, harçlık, bir gece önceden başucumuza koyulan yeni kıyafetler ve gıcır ayakkabılar, tüm kuzenleri görmek ve onlarla kudurmak, çok sevdiğim bol cevizli ev baklavası, eniştemin bize parmak çıkartma numarası yapması, şehir dışından gelen akranlarım, ziyarete gittiğimiz akrabalarımızın çorap, toka hediye etmesi, bolca şeker- çikolata demekti. 

Bayram demek paylaşmak, sevinç, mutlu kalabalık, neşeli gürültü demekti. Şimdi burada nerede eski bayramlar muhabbeti yapmayacağım elbette. Zira bizim oralarda, bayramlar hala tam gaz değişmeden bu şekilde geçiyor. Ama gerçekten o bayramlar eskide kaldı, çünkü o heyecanlar çocukken vardı.

Şimdi eşimin de benim de aileleriyle aynı şehirde değilsek, bizim için bayram demek; yoldan geleni heyecanla beklemek ya da heyecanla yolculuk etmek demek..

Tenten doğduktan sonra üç bayram gördü. Geçtiğimiz Kurban Bayramı dördüncü bayramı olacaktı fakat henüz bayram nedir tam olarak anlayamadı. Bunun sebebi, bayramı hep evimizde geçirmek zorunda kalmamız ve en kalabalık halimizin bizi yalnız bırakmayan anneanne ve dedesinin bize katılmasıyla, 5 kişiden ibaret olmasıydı belkide. Eğer bu bayram da yalnız geçirseydik, Tenten adına çok üzülecektim. Benim çocukluğumda yaşadığım bayram heyecanı ve mutluluğunu içinde hissetmesini istedim. Aldık başımızı gittik bizim diyarlara.. İyi ki gittik iyi ki..

Tenten muhteşem bir bayram geçirdi. Bayram öncesi hazırlıklara, sokaklardaki kalabalığa, baklava yapımına, tatlı telaşeye çoğu zaman kahkahalarla tanıklık etti. En sevdiği şey ise elbetteki, bayram temizliğiydi. Süpürge bu aralar en favorisi. Toz aldı, yerleri süpürdü, oradan oraya koşturdu, coştukça coştu. Gözlerindeki o en parlak ışığı görebilmek ise beni amacıma ulaştırmıştı. İşte Bayram artık oğlumun da gözlerindeydi.

Bayram sabahı bayram yemeği geleneği vardı elbette. Normal şartlarda, küçükler büyüklere giderdi bayram yemeğine. Fakat bu defa babam istedi ki, Tenten dedesinin evinde tanıklık etsin bu geleneğe. Tenten'in Nene' si, büyük Dayıları, hayranı olduğu Sertaç ve Sueda' sı çaldılar sabah kapımızı. Tenten efendi bayramlıklarını giydi, yemek yenildi ve sonra herkes birbiriyle bayramlaştı. Tenten önce alnına, sonra dudağına götürmek suretiyle :) el öptü. Geçen sene dedesinden ilk bayram harçlığını almıştı fakat o zaman farkında değildi.  Bu defa gayet farkındaydı ve yine de çok anlam vermese de paraya bir süre baktıktan sonra, oyununa devam etti. Hemen bir fasıl kitap okud ve okuttu sıradan herkese. 

O gün dedesi, anneannesi ve annesiyle beraber, büyük halalara ve dayılara bayram ziyaretinde bulundu. Çok yaramazlık yapmadı elinde kitap marifetlerini gösterdi, '' Bu ne ufaklık? - Puteta (Portakal), Bu ne? Uuucahh (Uçak) vs. '' 

Büyük enişteler den biri Tenten' e parmak çıkarma numarası yaptı. Tenten' de şaşkınlıkla izledi. O anda o kadar duygulandım ki, biz daha ufacıkken eniştem bize yapardı bu numarayı. Ama mutlaka bayramlarda yapardı. Biz de onları ziyarete giderken her seferinde, alışmış olsak bile heyecanlanırdık yine de.. Şimdi benim oğlum izliyor aynı numarayı, aynı kişiden, bir bayram gününde. Dünya çok hızlı dönüyor, insan çabucak büyüyor..

Günün gecesinde kardeşimin kız arkadaşı, -ki Tenten kendisine tam bir hayran- ve annesi İstanbul' dan bir kaç günlüğüne bizleri ziyarete gelince değmeyin beyefendinin keyfine! ''Yişeeeren Yişereen (Yeşeren)'' diye diye dolaştı peşinde. Sabah ilk kalktığında hemen odanın kapısına koşup, önce ''Annane, sonra Yeşeren' e ses veriyor, kucaklarına atlıyordu. Yeşeren' in hediyelerinin her birini giydirmemize izin veriyor ve aynanın karşısına geçip ' ayyy ayyy' diyerek kıyafetleri üzerinde inceliyordu :) Oğlum ve dolayısıyla herkes bu bayram çok mutluydu. Gözler parlıyor, yüzler gülüyordu.

Elbette bayram ziyaretçilerimiz de oluyordu. Bizim geldiğimizi duyan herkes sağ olsunlar daha bir acele ziyaretimize geldiler. Utku ve Ecrin geldi, Zeynep Sude geldi, Kadir Haktan geldi. Tüm bu akranlarıyla oyuncaklarını paylaştı beraberce oyun oynadı, bazen kudurdular bazen oturdular ahşap yapbozlara yoğunlaştılar. Hatırlıyorum da, biz çocukken kuzenlerle daha çok yaramazlık yapardık bayramlarda. Koşullar, ortam ve sunulanlar çok önemli elbette. Bayramın son günü dayısının da gelmesiyle takım tamamlanmış oldu. Ha Yeşeren' i dayısından kıskandı mı? Bu konuyu konuşmak istemiyor beyefendi :)

Ben bayramları kendimi bildim bileli çok severim, gelsin isterim, el öpmek isterim, baklava yemek isterim. Umarım oğlumda sever; bayram ziyaretlerini, bayram yemeklerini, büyükleri sevindirmeyi, küçükleri sevmeyi.

Tenten bu bayram, bayram ile ilgili her şeyden nasibini aldı. Tadına vardı, tadını sonuna kadar çıkardı elbet. Fakat tek bir şey yasaktı. Evet ona göre haksızlıktı biliyorum ben onun yerinde olsam çok kızardım biliyorum. Çikolata yemesi yasaktı :) Biraz biraz baklavayla yetinmek zorunda kaldı. E artık bu kadar da olsun du.. 

Ve tek bir yanımız eksikti. Babası maalesef  iş sebebiyle bizimle gelememişti. Babaanne, dede, amca, hala, enişte, yenge,Görkem, Mert, Sezgi ve Sezer' de eksikti elbette. Yakındır bize şu soruyu sorması;

- Anne- Baba, neden anneannemler ayrı şehirde, babannemler apayrı bir şehirde ve biz daha da ayrı bir şehirde yaşıyoruz? 

Her günümüz bayram, her bayramımız beraber olsun. 




29 Kasım 2010 Pazartesi

Denize Nazır Gülümseyen Yüzler ve Yeşeren Arkadaşlıklar


Bayram tatili için Antalya' dan ayrılmadan önce, bayram tatili için Antalya' ya gelen Özgüranne ve Ela ile Hande' nin organizasyonu ve ev sahipliğinde buluşma ve tanışma imkanı bulduk.

İlk karşılaşmamız çok güzeldi, sanki ilk kez tanışıyor gibi değildik. Üstelik ufaklıkların enerjisi de çok güzeldi. Ela ve Tenten, hemen Can'ın oyuncaklarını güzel güzel oynamaya başladılar. Can kreşten döndükten sonra hazırlanıp, Lara Balıkevi' nde aldık soluğu. Can, Ela ve Tenten' le çocuk oyun alanında bir süre beraber oynadıktan sonra, çocuklar Gizem Abla' ya emanet edildi ve sohbet başladı :)

Ama tadı damağımızda kaldı.. Her şeyin :) 

Bir daha ki sefere daha uzun ve yarım kalmayan sohbetler için, Özgüranneciğim bir daha gel, ama yakın zamanda bekliyoruz :) Ela çok güzel bir kız bu arada maşallah kuzuya.

Sevgili Hande ve Can' ıma da ev sahipliği ve organizasyon için çok teşekkür ediyoruz. Tenten' de ben de çok mutlu bir gün geçirdik. 

Can, hani bana çiklet :) Ela öpebilir miyim seni :)

Sevgiler.

8 Kasım 2010 Pazartesi

Nurturia Yaş Günü Hatırası

30 Ekim 2010 Cumartesi günü, birbirimizi bulma,tanışıp kaynaşma vesilemiz; Nurturia' nın 1. yaşını kutlamak amacı ile Nurturia Akdeniz Bölgesi Antalya Anneleri' ni temsilen, Işıklar Lara Balık Evinde bir araya geldik.

Toplamda; crocus07 (efe' nin annesi), bora (bora'nın annesi), hande (can' ın annesi) ve yesil_anne (tenten' in annesi)  olmak üzere 4 anne çocuktuk. Bize katılmayı çok isteyip, son anda zorunlu sebeplerden katılamayan arkadaşlarımızda vardı elbette. Daha kalabalık bir kutlama daha planlarımızda var çünkü bu kutlamanın tadı damağımızda kaldı. 



Kutlama Hazırlıkları, Gizem Abla ve Oyun

Kutlamaya başlamadan önce sevgili Hande' nin tedarik ettiği envai çeşit ve renkteki balonları, bir bir şişirip, mekanda bulunduğumuz bölgeye ve özellikle Çocuk Oyun Alanı' nın sınır elemanlarına asmak sureti ile ortamı daha da renklendirdik. Tabii crocus07' in tatlı oğlu Efe' cik, balonları en iyi şişirenlerimizden, Tenten de şişirilen balonları en çok patlatanlarımızdandı. Öyle balonlar vardı ki bazı türlerini sadece Hande şişirebiliyor, biz düğüm atabiliyorduk. Çocuklar gibi şendik :) 

Biz hazırlıklarımızı sürdürürken,çocuklar Gizem Abla' larının refakatinde çocuk oyun alanında dünyadan bihaber oyuna dalmışlardı. Tenten,o gün ilk kez anne- babası yanında olmadan oyun oynadı. İlk dakikalar onu oyun alanında bırakmak istediğimde, hemen yanıma koşsa da, oturduğumuz masanın oyun alanına çok yakın olmasının verdiği güven ve tabii ki Gizem Ablanın sihriyle bir süre sonra uyum gösterdi. Zaman geçtikçe, ''abıla, abyaa, abaa'' diye peşinden az koşmadı. Gizem Ablasını, diğer arkadaşlarından kıskandığı bile oldu :) Ama ben Gizem Abla' yı hiç kıskanmadım. Gerçekten :)

Can ve Bora birbirleriyle kekik çalılarının (yer örtücü desek daha mantıklı) çevresinde şakalaştılar, Tenten ilk kez teke tek basketbol oynadı ve Can' a yenildi, Can ve Bora Tenten' e abilik yaptılar, Efe kardeşlerine abi, bize arkadaş oldu, hep beraber araba oynadılar vs.. 


Muhabbet, Nurturia ve Pasta

Hayatlarımızın odak noktası, çocuklarımız bu kadar uyumlu ve mutluyken, biz nasıl mutlu olmazdık. Nurturia' mız da 1 yaşındaydı zaten artık. Değmeyin keyfimize deyip bol bol sohbet ettik. Zamanı nasıl geçtiğini anlamadık. Bora ve annesi aramızdan erken ayrılmak zorunda kaldı. Çocuklar acıktı, balıklar sipariş edildi, babalar da bir bir bize katılmaya başladı. Hava karardı ve soğudu Gizem Ablaları Can, Efe ve Tenten' i iç mekandaki oyuın odasına götürdü. Tenten efendi, Gizem ablasının kucağında ardına  bakmadan yol almıştı bile.. O an ki duygularım çok karışık tahmin edersiniz;şaşkınlık, mutluluk, rahatlama, garipseme, panik, endişe ama sonunda Hande' nin telkinleriyle hoş sohbet :)

Babalar da aramıza katıldıktan sonra ortamda, Nurturia ve kurucuları Damla ve Gökhan Bey'den, çocuklarımıza, çocuk yetiştirme klavuz kitaplarından, hangi süt ve süt ürününü markasının daha güvenli olduğuna, deniz dip kirliliğinden soyu tükenmek üzere olan Kılıç Balığı' na kadar çok çeşitli ve güzel sohbetler döndü dolaştı ve konu yine Nurturia' ya geldi. Pastamız geldiğinde çocuklarımızda yanımıza gelmişti. Nurturia' ın doğum günü pastasının mumlarını Can ve Tenten üflediler. Tenten henüz öğrenme aşamasında tabii :)



Bizleri bir araya getiren, tanıştıran, kaynaştıran, çocuklarımızı oynatan, gülüştüren Nurturia, sen çok uzun yaşa! Nice mutlu yıllara.. Hep birlikte olmak dileğiyle.  Seni Seviyoruz.




6 Kasım 2010 Cumartesi

Anne Olunca Anladım Ki

Ruya Zamanı

Tenten, bu akşam uyuduktan yaklaşık bir saat sonra, belki aralıksız 20 kez ''Anne! Anne! '' çığlıkları atarak uyandı. İlk kez böyle bir şey oldu. Babasıyla beraber odaya nasıl koştuğumuzu hatırlamıyorum. Çok korktuk. O kadar çok ağladı ki. Uzun süre boynumu bırakmadı. 

Acaba rüya görmeye mi başladı artık. Kabus mu gördü? Kim korkuttu bebeğimi!

Anne olunca anladım ki; onun rüyalarına müdahale edememek çok can sıkıcı..

29 Ekim 2010 Cuma

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun


''Anaların bugünkü evlatlarına vereceği terbiye, eski devirlerdeki gibi basit değildir. Bugünün anaları için gerekli vasıfları taşıyan evlat yetiştirmek, evlatlarını bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak, pek çok yüksek vasıflar taşımalarına bağlıdır. Onun için kadınlarımız, hatta erkeklerimizden çok aydın, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; eğer hakikaten milletin anası olmak istiyorlarsa.''

İlk Söz, Nurturia ve Teşekkür

İlk söz

Her şey, Tenten' in baş belası demir damlası lekelerine çözüm aramak ve ona acısız bir şekilde damlayı içirebilmenin çaresini, bir ümit bulmak için Google' de tarama yaptığımda, karşıma Kitubi Damla' nın, şu yazısının çıkmasıyla başladı. Böylece Kitubi ile tanışmış oldum. O dönemler kendimi o kadar acemi, beceriksiz ve yalnız hissediyordum ki, Kitubi bana ilaç gibi gelmişti. Bu yüzdendir ki Kitubi benim için her zaman 1 numaradır. Tek geçerim zira kurucusunu da :) 

Kitubi' de aynı zamanda Nurturia' nın ilanını da görmüştüm, diyordu ki; ''Nurturia ile çocuğunu daha kolay büyüt. Nurturia açıldığında haberdar olmak ister misin?'' . Nasıl bir şeydi bu Nurturia? İnanılmaz heyecanlanmıştım, sanki en güzel rüzgar beni alıp götürüyordu bir yerlere, kendimi esintiye bıraktım.
Haberdar olmak istemiş ve e-posta adresimi iletmiştim. Bu yüzdendir ki Nurturia' nın ilk üyelerindenim :) İlk açıldığı günlerden beri fanatiğiyim ve sıkı kullanıcısıyım :) Ne kadar çok şey öğrendim Nurturia sayesinde, öyle ya ..

Nurturia ile başlangıç


İlk zamanlar Nurturia' nın tek kullandığım özelliği, soru-cevap özelliğiydi. Bol bol soru soruyor ve bebeğimle aynı aylardaki bebeklerin ebeveyni diğer üyelerin sorularına yardımcı olmaya çalışıyordum. Hatta o dönemler üyelerden gurkanyucel ile en popüler soru rekabetimiz bile vardı :) Onun sorusu '' Hangi bebek bezi'' idi. Benim sorum
''Mama sandalyesi'' :) İki soru günbegün 1. lik oynuyordu.. Hey gidi günler :) Gerçekten çok güzeldi o günler.

Benim fb. hesabım hiç olmadı, merakım da hiç olmadı. Bu yüzdendir ki bu tarz ortak paylaşım platformlarıyla alakalı bir tecrübem yoktu. Güncellemeleri keşfetmiştim keşfetmesine de, bir şey yazsam absürt mü karşılanır falan diye düşünüyordum, yazmıyordum. Sonra bir gün yazdım ki ilk güncellememdir; '' Uyumaya çalışıyor'' . Kimse bir şey yazmadı :) Herkes uyuyordur diye düşündüm. Sonra fark ettim ki birilerinin bana cevap yazması için önce arkadaşım olmaları gerek.

Sırayla başladım; Damla, Hande, Evren, Ozguranne, Blogcuanne.. Sonra beni Ozge arkadaşlığa davet etti :) Ay nasıl mutlu olmuştum :) Bu annelerle yaptığımız güncelleme sohbetlerinin, soru-cevaplarda paslaşmamızın tadı hala damağımdadır :) Sonra bir Esraozlem geldi ki, ne iyi etti bence kocaman bir boşluğu doldurdu. Bir de tez dönemimde gece yarısı arkadaşlarım Zeynep ve Emineygn' i anmadan geçemem zira süper sohbetler dönüyordu gece 02.00 civarlarında, bizim dışımızda herkes uyuyordu, Zeynep dosya okuyor, ben tez yazıyor,  Emine örgü örüyordu :) Burada kişi ayrımı yapmıyorum, yanlış anlaşılmak istemem. Sadece ilk göz ağrılarımdan bahsediyorum :) Buradan tüm Nurturia annelerimi selamlıyor ve kucaklıyorum !

Nurturia ile, soru ve sorunlarımın cevap ve çözümlerinin yanısıra bir sürü anne ve yavrusunu uzaktan da olsa tanıdım. Sanki yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezmiş gibi, benimsedim, bağlandım. Yalan değildir aslında, zira ne yediğimiz içtiğimiz, gün içerisinde neler yaptığımız Nurturia' nın güncellemeler ve grup özellikleri sayesinde paylaşılır durumdaydı. Anne-babam ve tüm akraba/ arkadaşlarımdan ayrı şehirde yaşayan ve sık sık görüşemeyen ben, başka ne isterdim ki artık :) Yalnız değildim, üstelik aramızdaki asıl paylaşıla gelen konu, hayatımızın merkezleri, bebeklerimizdi.

Aylar önce Damla üyelerden Nurturia' yı anlatmalarını istemişti. İşte o zamanlar yazdığım yazı tamamen özetliyor, Nurturia bana ve bebeğime ne kattı :


'' Nurturia' ya üye olursanız başınıza şunlar gelir: 
Bunalımdan çıkarsınız, çok sevinirsiniz, özgüveniniz güçlenir, 'haydi buyrun bugün bizde sohbet edelim' samimiyetini bulursunuz, ben neymişim yahu dersiniz, yeni anne arkadaşlar kazanırsınız, yeni çocuklar seversiniz, arkadaşınızın çocuğu hasta olduğunda 'dur bir sorayım nasıl oldu acaba bizim çocuk' dersiniz.  
Sıksık doğum günü kutlarsınız ve mutlu olursunuz, özlemenin ne olduğunu hatırlarsınız, hayat stresinden arınırsınız, yardım aldıkça güçlenirsiniz, yardım ettikçe tecrübelenirsiniz, asla çömez muamelesi görmezsiniz, işyerinde bir toplantıdayken / okulda dersteyken / markette bebek bezi alırken ya da evde bulaşık yıkarken size yardım etmek isteyen birileri mutlaka oradadır ve o sıra da sorunuza - sorununuza çözüm buluyor ve bunu size iletiyordur, ... ,.... , ....  
Nurturia varoldukça; bu metindeki cümleler, yüreğinizdeki çocuk sevgisi, mutluluk baloncukları artacaktır. Eğer tüm bunlar bana göre değil diyorsanız; bu siteye üye olmak zorunda değilsiniz.''

Nurturia artık 1 yaşında 

Nurturia açıldığında Tenten 6 aylıktı, bugün 18 aylık koca bir delikanlı oldu. Bu zaman zarfında, ilk ek gıda, ilk diş, ilk adım, ilk kelime vb. ilklerle Nurturia ile birlikte oda büyüdü. Koskocaman 1 yıl geride kaldı ve Nurturia artık 1 yaşına girdi. Bu bir yılın içine ne kadar çok anne, arkadaş, çocuk, evlat, soru, cevap sığdı. Nurturia ne kadar çok güzelliğe sebep oldu böyle. Bir çocuk ve bir anne - baba ancak bu kadar güzel şeylere vesile olurdu. Ilgaz, Damla ve Gökhan Bey; size sonsuz teşekkürler!  Yüzünüzden, dilinizden ve kaleminizden tevazu hiç eksik olmadığı için teşekkürler.

Nurturia! İyi ki doğdun, iyi ki varsın, hep bizimle kalmalısın.

Dilerim, her yeni yaşta heyecanımız hiç dinmez, her yeni yaşta çoğalarak mumlarını üfleriz. 


Blog yazma kararı ve teşekkür

Nurturia ile beraber, daha pek çok annenin de blog sahibesi olduğunu öğrenmiş oldum ve bloglarını elimden geldiğince takip etme imkanı buldum. Ufkum genişledi :) Dönem dönem eşime bunlardan bahsediyordum. Bir gün bana, '' Sen neden blog oluşturmuyorsun kendine? '' dediğinde, içimi birden inanılmaz bir heyecan ve korku sardı. Yok canım ben kim blog tutmak kimdi. Mümkün değildi, bana göre değildi. Sürekli bu fikri öteledim içimde. Bir gün yine Nurturia' nın güncellemelerinde keyifle sohbet ederken, blok sahibi olmanın bambaşka bir şey olduğu konuşuldu.

O günden sonra, sık sık aklımı çelmeye başladı bu düşünce. Kendime ait bir platform, bir şeyler karalayabileceğim eskiz defteri belki.. İşte böyle bir şeye ihtiyacım vardı.. Bu yüzdendir ki ben buraya birşeyler karalayacağım, belki geri dönüp baştan alacağım, karaladıkça kendimi, çizgimi yavaş yavaş bulacağım. Çünkü blog tutmaktaki en büyük amacım öğrenmek, ufkumu genişletmek. Dolayısıyla şimdiden acemiliğimi ilan etmek isterim :)

Beni blog dünyasıyla tanıştıran başta Kitubi Damla, Nurturia ve tüm Blogcu annelere, beni her zaman teşvik eden sevgili eşime ve rahmime düşüp, hayatıma anlam katan, tüm bunların sebebi, bugün 18. ayını doldurmuş olan, benim uğu böjüü' m, nurum, ruhum, canım oğlum Tenten' e çok teşekkür ederim.

Başlangıçlar her zaman iyi ve güzeldir..