29 Aralık 2010 Çarşamba

Onlar Bizim Çocuklarımız


Çok değil sadece 1 ay önce bir ateş yaktı yüreklerimizde İlal..  Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Pediatri Bölümü' n de tedavi gören, Lösemi ve benzeri lanet olasıca hastalıklarla mücadele eden yavrularımıza, yeni yıl için hediye dağıtmaktı amacımız.. İlal'in kontak kurduğu Antalya Çocuk Tiyatrosu güzel gönüllülerinden Serap Hn. ve Erdinç Bey' in de organizasyonda yer almalarıyla daha bir mutlu kutlu olacaktı yeni yıl etkinliğimiz.

Ben Tenten' i o hastanede kucağıma aldım. Kadın doğum katında özel oda kontenjanı dolduğu için başka bir katta ayarlanan odada kaldık iki gün. Sezaryenle doğum yaptığım için, yürüme seanslarım oluyordu koridorda. Aynı koridorda kemoterapi gören minik yüreklerde vardı. Koridorda yürümeye çalışırken onlarla ilk karşılaştığımda bayılacağım zannettim. Zaten düşük kiloda doğan ve doğmadan önce ultrasonda ısrarla bir bacağının kısa olduğunu gören doktorlar ve doğum sonrasında ki muayene de bir bacağının 2 cm kısa ölçülmesi sonucu kalça çıkığı şüphesinin yüzümüze pat diye söylenmesi fazlasıyla başımı döndürmüş ve moralimi altüst etmişti. O çocuklara bakamıyordum bile. Göz göze geldiğimizde onları üzecektim çünkü biliyorum. Sonra odaya girip Tenten' e uzun uzun bakıyordum.. Zaten kaşsız, saçsız doğan oğlumun, o yavruların yerinde olabilme ihtimalini getiriyordum aklıma.. Öyle ya, her şey insan için bu hayatta.. Hüngür hüngür ağlıyordum sonra. Tenten' in kalça çıkığı şüphesinin boş çıkması için ettiğim dua, inanın o yavrulara ettiğim duanın yanında solda sıfır kalmıştı o iki gün. Hayatımın en güzel ve en kahredici günlerini geçirmiştim zannederim o zamanlar..

İlal bu fikri ortaya attığında, o günlere döndüm sanki.. Kahroldum. Evet o çocukları mutlu etmek tüm anne/babaların göreviydi. Çünkü o anne/babaların yerinde gerçekten biz olabilirdik/ olabiliriz.. Kırk yılda bir rutin kontroller icabı, çocuklarımızın kanını nasıl aldırdığımızı, aldırırken ne hale düştüğümüzü düşünün.. O çocuklar, oradaki onlarca çocuk, vücudunun en az bir yerinde bir kataterle uyuyor, yemek yemeğe çalışıyor, tuvalete gidiyor ya da gidemiyor, resim yapıyor ve etkinlik gününde olduğu gibi dans ediyor.. O kataterle yaşıyor.. Bu kadar açık yazıyorum gördüklerimi, çünkü canınızı acıtmak istiyorum gerçekten.. Gerçek olan her şey ve ihtimaller canımızı acıtmalı zaman zaman.. Sonra şükretmeliyiz bol bol.. Günlük hayatta canımızı sıkan şeylerin önem derecesini sorguluyorsak içimizde, arada bir o çocuklara gidip en azından oyun odasında onlaral bir şeyler karalamak gerek..



O aileleri görmeliydiniz. O gözlerindeki ışıkları. Gözlerinin maalesef feri kaçmış, çocuklarının yerine de ışıldıyordu o gözler.. Çok mutlu oldular arkadaşlar.. Bu kadarını beklemiyordum.. Biz tabii ki onlara ilk etkinlik yapan gönüllüler değilizdir. Hastane zaten kendi bünyesinde ayrı bir etkinlik düzenliyor yarın.. Ama bu insanlara hergün yapılsa bu gibi sürprizler o gözler her gün bıkmadan teşekkür eder..

Bize o gün orada ve önceki gün hediye alışveriş esnasında şunu sordular; '' Hangi dernek/ vakıf ? '' . Ogün Hande' nin verdiği cevap çok gururlandırdı beni. Dedi ki; ''Biz Türkiye çapında 7000- 8000 nüfusu aşan anneler topluluğuyuz''. Biz Nurturia Anneleriyiz. Bu bir özet. Bu bir fark. Bu bir farkındalık.  Biz Türkiye ve umarım dünyanın herhangi bir şehrinde bu farkındalığı yaşatmalıyız insanlara. Nurturia bize bu sorumluluğu yüklüyor içten içe.. 



Beynimin içinde etkinlik günüyle ilgili çok fazla cümle birikti ve çıkmak için bekliyor. Ama yazamıyorum. Daha fazla çözülmek istemiyorum. Yazmak istediklerimi ve neden yazamadığımı, devam edemediğimi; şuan sürekli yükleme hatası aldığım için başka bir posta ertelediğim, etkinlik eğlencesine ait video kayıtları izleyince anlayacağınızı umuyorum..
Şifa diliyorum.. Sevinç diliyorum.. Güç diliyorum.. Sabır diliyorum.. 



Eklemek istediğim bir şey daha var. Bir grup üniversite öğrencisi, kimi tıp okuyor, kimi başka bölümlerde ama hepsinin yüreği kocaman. Her an dua alıyorlar. Çocuklara gönüllü olarak her hafta sonu refakat ediyorlar, beraber resim yapıyorlar, oyunlar oynuyorlar. Bize o kadar minettar kaldılar ki, '' Lütfen yine gelin, hep gelin'' dediler. Hafta içi okulla uğraşıyorlar, hafta sonu bu şekilde dinleniyorlar. Ne güzel değil mi? O gün sadece 5 anneydik ve yapmamız gereken çok iş vardı. Yardımımıza hızır gibi yetiştiler. Hemen orgaize oldular. Etkinlikten sonra odaları gezip hediye dağıtma aşamasında onlar olmasaydı ne yapardık bilemiyorum. Çocuklar, çok teşekkürler.. 


İşte Üniversiteli gönüllüler, Tiyatrocu gönüllüler ve Nurturia Anneleri ;





Katkıda bulunan arkadaşlarıma ve özellikle bu ateşi içimizde yakan İlal' e; bizi kendimize getirdiği için, Nurturia'ya; bizi buluşturduğu için çok teşekkür ediyorum..

O gün yanımızda çocuklarımız yoktu ama, hastanedeki çocuklar zaten hepimizin çocuklarıydı..

Etkinlikle ilgili son yazışmalar; burada.


Fotoğrafların devamı; Nurturia Flickr Sayfasında ve Nurturia Facebook Sayfasında.

Not: ELT ve TASARIM KIRTASİYE' nin geniş gönüllü işletmecilerine toplayabildiğimiz ve yetmeyeceğine emin olduğumuz paralarımızı bereketlendirdikleri için çok teşekkürler.



6 yorum:

ilal dedi ki...

yüreğine sağlık...Emeğine de sağlık:)

füsfüs dedi ki...

yeşilaanne ne güzel birşey yapmışsınız ve ne güzel ifade etmişsin orada yaşananları çok duygulandım ben okuyunca

yeşilanne dedi ki...

İlal, bilmukabele sağolasın :)

yeşilanne dedi ki...

Füsun, yazarken ben de çok duygulandım. Allah bebeklerimizi, herkesin bebeğini korusun. Çok teşekkürler.

Ozge dedi ki...

Yesilannem icimi titrettin yazinla...ne kadar guzel birsey yapmissiniz...cocuklar hasta olmasin:(

yeşilanne dedi ki...

Ozge, gerçekten bunu yapmak istedim aslında birazcık iç titretmek.. Çok zor.. Sağolasın.