20 Haziran 2012 Çarşamba

Yaz Okulu İle Okul Alıştırmaları

Eylül' den itibaren zaten okula başlayacak olan Tenten' in, boğucu sıcaklarda eve kapanmasının bir anlamı olmadığını düşünerek, içimize çok sinen ve Eylül' de başlayacak olduğu okulun, Yaz Okulu açacağını öğrenince bu fırsatı kaçırmak istemedik ve okula bu şekilde başlangıç yapmasına karar verdik.

Bu, Eylül' de işe başlamam bir ihtimal olan benim de işime yarayacak. O dönem de yaşayacak olduğumuz alıştırma aşamasını, yaz okulu gibi serbest okul döneminde atlatmış olacağız. 

Yaz Okulu sürecinde haftanın 4 günü yüzme etkinliği ile geçecek. Üstelik sınıflar 10 kişilik olacak. Onun dışında bir sürü etkinlikler yapacağını belirtti okul yönetimi. 

Bu yaz Tenten için hiç can sıkıcı geçmeyecek :)

Yeşilanne

3 Mart 2012 Cumartesi

Tüy Kadar Hafif Ama Büyük, Dağ Kadar Ağır Ama Küçük

''Bu günlerde fena halde yazasım var.. Kendimi fazlasıyla aydınlanmış, dinlenmiş hissediyorum.. Sanki tüm diskler yerine oturdu, tüm eksik parçalar tamamlanmaya başladı.. Hayata bakış açım değişmeye başladıkça, ummadığım fırsatlar karşılamaya başladı beni.. Üstelik bunların hiç biri maddesel ya da fiziksel değil, yani hayatımda elle tutulur bir değişiklik yok.. Ama kalbim her zamankinden sağlıklı çarpmaya, beynimdeki hücreler daha az ölmeye başladı sanki.. Her şeye, tüm olumsuzluklara rağmen! çok daha fazla ümitliyim bu günlerde ben..''


Bu cümleleri 4 gün önce Facebook Profilimde paylaşmıştım hatırlıyorum.. O günü ve o gün hissettiklerimi hatırlıyorum. Tüy kadar hafif ama büyük hisler sınıfına giriyorlardı işte onlar..


Bu gün ise farklı hissediyorum.. Dağ kadar ağır ama küçük cinsinden hisler bunlar.. Elbette kimsenin günü gününe uymaz.. Hele ki bir annenin kesinlikle uymaz.. Fakat bu anne hisleri, anne anksiyeteleri, anne depresyonu, anne heyecanı, anne sevinci yani bu manik durum ne zaman durağanlaşacak bunu gerçekten merak ediyorum.. Bir bilen varsa ya da tecrübe eden fikir lütfen..


Bir önceki postumu çok zaman önce yazmışım.. O zamanlar Gamze' yi tanımıyordum. Hani şu güzel ve kocaman yürekli olan ve bir önceki postumda hissettiklerimin tamamen gerçeğini yaşayan, güçlü anneden bahsediyorum.. Herkesin yüreğini ateşe veren Gamze' den. Canımız Gamzeden..

Bir önceki postumdan sonra, yazmayı planladığım şey aslında ANNELİK İNSANA KAFAYI YEDİRİR Mİ cinsinden bir şeydi.. Yazacağım elbet fakat, Gamze herkese olduğu gibi, bana da önceliklerimi hatırlattı ve şükretmeyi öğretti.. Gamze sayesinde neler neler olmadı ki.. GAMZE SAYESİNDE olan herşeyi daha sonra yazacağım. Hatta Gamze' ye uyumlu ilik bulunduğu zaman yazsam çok daha güzel olur. O zaman hemen yazacaklarımı kafamda tasarlamaya başlamalıyım değil mi, zira Gamze' ye o ilik çok kısa bir zaman sonra bulunacak bundan eminiz hepimiz! Gamze' de emin. O zaman sorun yok.


Konuya geri dönecek olursam, bu bazen uğrayan tüy kadar hafif ama büyük ve çokça uğramayı alışkanlık haline getiren dağ kadar ağır ama küçük hislerle başım belada.. 


İlk sınıftakiler, tüy kadar hafif hissettiren ama ümidimi büyüten hisler. İşte bunlar uzun zamandır özlediğim, yolunu gözlediğim hisler.. Artık çok geç biliyorum ama içimdeki çocuğu yeniden geri istiyor bazen insan Ne bileyim işte, acı veren anılar yaşanmamış olsa, hep annemin koynundaki koku daim olsa mesela . Öyle işte anlıyorsunuz biliyorum..


Dağ kadar ağır hissettiren hisler var hayatın gerçekliğiyle paralel hareket eden.. Küçücük olsalar bile kimi zaman fazlasıyla ağırlar işte yüreğime..


Yine de ve her şeye rağmen teşekkürler..






Artık kısa cümleler kurma vakti..



29 Kasım 2011 Salı

Ya Bana Bir Şey Olursa.. Anne Gözüyle..

                         

Bu duygu aslında bilinçaltımın 3. sıradaki tuzağıydı bana..

Birinci sırada, ya bize birşey olursa vardı. Bu duyguyla hamile kaldığımda tanıştım. Bir araçtaysak ve bir tırı solluyorsak ya da bir tır sağımızdaki yoldan geliyorsa ve hani ya duramazsa mesela.. Gibi gibi.. İnanılmaz bir kaza korkusu.. Herhangi bir kaza buna yürürken başıma bir saksı düşme ihtimali de dahildi. Ya bize bir şey olursa. Bize : Bana ve içimdeki yavruma.. Bize bir şey olursa.. Hani Allah kimsenin başına vermesin dedikleri durumdandı korkularım..

Sonra Tenten doğdu ve sırada başka bir korku tuzağı vardı: Ya ona birşey olursa..

Ben ne yapardım o zaman. Nasıl yaşayabilirdim. Nasıl devam edebilirdim.. Evlatlarını kaybeden anneler buna nasıl dayanabiliyordu.. Kötü rüyalar, garip senaryolar.. Hastalıklı duygular.. Anne duyguları. Her annenin yaşadığından..

Tenten büyüdükten, ne bileyim bıngıldağı kapandıktan, saçları tamamen çıktıktan, katı gıdaları artık yutabildikten, kendi kendine yürüyebildikten ve kaza risklerini atlatabilmeyi başardıktan sonra. Sırada üçüncü korku vardı artık:

Ya bana birşey olursa... Bana birşey olursa Tenten ne yapardı.. Annesine bu kadar bağlıyken, ben olmadan bir gece bile geçiremiyorken.. Bu duygu tam da Defne Joy' un kaybından sonra çıktı ortaya ve tabiiki bu olay su yüzüne çıkardı içimde sakladıklarımı..

Tenten ile  birlikte yaşadığım bir deprem anı da üstüne tuz biber oldu.. Onu o sallantıda inanılmaz bir refleks ve çeviklikle kucağıma alıp üzerine kapanışım.. Yanımda annem ve babam da varken gözüm sadece onu görüyordu.. Ne olmuştu bana, hani annem ve babamsız yapamazken, onların sağlığı ve başımızdan eksik olmamaları için dualarımı hiç eksik etmezken.. Eylemlerim, dualarım ve düşüncelerim tek bir kişiye, oğluma yönelmişti.. Ne olmuştu bana; annelik duygusuydu olan biten. Annelik, evlat olmayı solda sıfırlamıştı..

Peki o depremde mesela, yıkılsaydı üstüme birşeyler, üzerine çadır olduğum canımın yavrusu kurtulsa ve ben ölseydim ne olurdu.. Bebeğim ben olmadan ne yapardı.. Nasıl yaşardı.. Nasıl büyürdü/büyütülürdü? Nasıl bir çocukluk, ergenlik,gençlik, olgunluk yılları geçirirdi? Nasıl bir birey olur, nasıl bir kişilik olurdu? Kendimi fazla mı önemsiyordum. Dünyada sayısız bebek ve çocuk annesiz büyümüyor muydu sanki.. Büyüyordu da nasıl büyüyordu... Mutlular mıydı mesela ya da fiziksel ve ruhsal sağlıkları nasıldı.. Hayata, yaşama, ölüme, Allah' a bakışları nasıldı? Nefret miydi tanıdığı tek duygu, ya da umutsuzluk,çaresizlik, güvensizlik, öfke, korku dolu bir yürek miydi onlarınki mesela..


                                

Son 6 aydır bunları o kadar çok düşünür oldum ki.. Sağlıklı mıdır bu düşünceler hayır kabul ediyorum. Ama; yaşamı boyunca en az bir kez, bir bireyin anne/baba olsun ya da olmasın sorgulaması ve düşünmesi gereken duygu durumlarıdır bence..

Bu hayatın içindeyiz bir kere, artık bir nefes üflenmiş bedenimize,bir yola çıkmışız annelerimizin karınlarından.. Bitki olmayı dilemedik mi bir kez olsun, buhran ve çaresizlik anlarımızda hiç birimiz? Ya da bir hayvan.. Hadi ama biraz dürüst olalım kalbimize ve aynalara.. Silkelenmek gerek sık sık ya da zaman zaman, hangisini becerbiliyorsak artık ve aslında ve keşke hiç silkelenme ihtiyacı duymamak değil midir her birimizin en büyük emeli..

Anne olmak böyle bir şey sanırım. Bir birey gözüyle,bir kadın bakışıyla ne kadar farklı bakar olduk hayata.. Kuşlara, okyanusa, bulutlara, bembeyaz karlara, ucu bucağı olduğunu farkettiğimiz dağlara.. Hangi birimiz sorgulamadık kafamızda bu duyguları anne olduktan sonra.. Karşımızdaki, kucağımızdaki, uyurken hani o nasılda güzel gülümseyen, verdiğimiz sütü nasılda iştahla yudumlayan evlatlarımızı tanıdıktan sonra.. Annelik duygusuyla tanıştıktan sonra nasıl da farklı oldu her şey bizim için öyle değil mi? Bir merhamet bahşediliverdi ki kalbimize, ruhumuza o henüz bir mercimek tanesi kadarken.. Nasıl bir duyguymuş bu, daha önce var olduğunu sandığımız ama an itibariyle geçmiştekini sollayan.. Ne kadar ulviymiş böyle, şaşkınlık üstüne şaşkınlık yaratan gözlerimizde.. Sık sık aynaya baktıran belkide ben bu muydum peki şimdi bu muyum.. Ben kendime inanamıyorum mu ne..

İşte böylesine bir duyguyu yaşamaya başladıktan sonra ki o evlat, bizim kanımızdan olsun, ona sancılarla kavuşalım ya da evlat edinmiş olalım.. Benim gözümde çok farketmiyor. Beyleri bilemem ama biz anneler, anne olduktan sonra, her şeye hüngür hüngür ağlar olmuşken ne farkeder? Haberlerde gördüğümüz, gazetede okuduğumuz kendi kanımızdan canımızdan olmayan, herhangi bir dram yaşayan her hangi bir yavrunun haline sanki kendi evladımızmış gibi ağlamıyor muyduk artık.. Annelik ne kadar yüce bir duyguydu böyle, dünyanın bütün çocuklarına yer açmıştı kalplerimizde.. Anneliğin dini,dili,ırkı, milliyeti, ideolojik görüşü, coğrafi konumu, gelenek farklılıkları yoktu ki ne de olsa. Herhangi bir çocuğun acısına kendi evladımızmış gibi kahrolabilecek kadar güzel bir mertebe değil midir annelik. Ne fark eder, onu doğurmuşsun ya da evlat edinmişsin.. Zaten sen özünde bir kadınsın ve biyolojik olarak olamasan bile günün birinde içinde fışkırmayı bekleyen bir annelik pınarı var.. Coşmayı bekleyen..

Bu yüzden kahrolmadık mı, gözümüzün önünde yitip giden Defne Joy' un evladı için, Van depreminde annesini kaybeden yavrular, evlatlarını yitiren anneler için.. Ya da haberlerde, gazetelerde şahit olduğumuz sayısız durumlarda mahvolmadık mı bu yüzden.. Bu yüzden ağlamadık mı Nehir' e, bu yüzden katılabilme şansını elde ettiğimiz bir hastane etkinliğinde, ölümcül hastalıkların pençesine düşen yavruların gözlerine bakabilme gücünü, yaratmak için sıkmadık mı dişlerimizi, titremedi mi bacaklarımız ve en önemlisi kalplerimiz. . Kahrolmadık mı o çocukların anne babaları için ve yine de her şeye rağmen şükretmedik mi en azından elinden tutan bir annesi var bu yavrucakların diye...


                


Bu yüzden en büyük dilek ve duamız değil midir, tüm çocukların ailelerine, tüm ebeveynlerin evlatlarına bağışlanması..

Son zamanlarda en çok dökülen duadır dilimden,

Allah' ım beni aileme,ailemi bana bağışla..
Allah' ım bizi evladımıza, evladımızı bize bağışla..
Allahım beni oğluma, oğlumu bana bağışla..

İşte bu yüzden yakalandım, bilinçaltımın 3. tuzağına.. Ya bana bir şey olursa.. Oğlum bu kadar minik ve savunmasızken, bana açken.. Sevgime, varlığıma, kokuma, gözlerime, sözlerime bu kadar muhtaçken.. Ya bana bir şey olursa.. Daha ona öğretecek çok şey varken.. Hayatın eğrisini doğrusunu tecrübe etme fırsatını, ayırt edebilme yetisini kazanmışken ve bunları o da tecrübe ederken yanında olmam gerekirken.. Ya bana bir şey olursa..

Peki annelik insana kafayı yedirir mi? Annelik bir kadının bireyliğini ne kadar etkiler, ne kadar besler, ne kadar olumlar, ne kadar var eder, ne kadar yüceltir ya da ne kadar yok eder?. Anneliğin dozu var mıdır?. Damarlarda hangi dozda kalmalıdır?. Annelik kimileri tarafından, bir kadının kendini, varlığını, bireyselliğini kaybettiren bir olgu olarak düşünülürken, aslında ne kadar kendine getirmiştir bu kadını.. Bu da bir başka yazıya kaldı..

Sevgiler


6 Kasım 2011 Pazar

Bugün Bayram

Ben kendimi bildim bileli, annem bizi bayram sabahları bu şarkıyla uyandırır. Kendi güzel ve nadide sesiyle söyleyerek :) Üniversitede ve şimdi bu uyandırma artık telefonla olmaya başladı. Telefonda duyuyorum artık bu şarkıyı annemden.

Herkese, sevdikleriyle beraber mutlu ve sağlıklı bayramlar dilerim. Daha nicelerini beraberce görmek kutlamak dileğiyle.



                                   




3 Kasım 2011 Perşembe

Nurturia 2 Yaş Toplu Kutlama Etkinliği

30 Ekim Pazar günü Nurturia' nın kuruluşunun 2. yıldönümüydü. Biz de Antalya Nurturia Anneleri olarak, geleneği bozmadık ve bizi biraraya getiren, kaynaştıran, yakınlaştıran özel ve güzel Nurturiamızın 2. yaşını, geçen yıl 1. yaşını kutladığımız aynı mekanda, Antalya Lara Balık Evi' nde görkemli bir şekilde kutladık.

Kutlama Hazırlıkları


Kutlama planı ve hazırlıklarına tam 1 hafta önce başladık. Özel bir şeyler yapmayı planlıyor, ne yapacağımıza dair fikir alışverişinde bulunuyorduk. Bu devre 3-4 gün sürdü. Sonunda plan belli olmuştu; Pasta işini, zaten bunu KekDekor adlı sitesinde, profosyenel olarak yapan arkadaşımız Ysmn üstlendi. Sonuçta çok iyi bir pasta çıkacağına ben kendi adıma çok emindim. Zira onun ellerinde hem lezzet gizliydi, hem de sanatçılık.

Üyelik olarak kıdemli, fakat aktif üyelik olarak çok yeni olan arkadaşımız Misscapt, mükemmel bir fikir verdi bize. Çocuklara o gün kumaş boyalarıyla, tshirt boyama etkinliği yaptıracaktık. Sonra Nurturianın logosunu tsirtlere baskılama fikri çıktı ortaya. Baskı tertibatı Misscapt' de vardı. Çocuklarımızın tshirt bedenleri belirlendi ve tshirtler alındı. Hepimiz, hem pasta hem tshirtler için çok heyecanlıydık. Özgün bir şey yapıyorduk ve altından kalkabilecek cesaretimiz vardı.


Plan şuydu; önce, daha önceden belirlediğimiz tiyatro Pinokyo' da buluşacak, çocuklarımızın çoğunun ilk kez tiyatro izlemelerine şahit olacak, çokça duygulanacaktık. Tiyatro çıkışı hep birlikte kutlama mekanının girişinde toplanacaktık. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız için çocuklarımız bir ellerinde Türk Bayrakları, bir ellerinde Nurturia Balonları ile Cumhuriyet yürüyüşü yapacaklar, biz de onlara eşlik edecektik. Daha sonra mekana gelecek ve kutlam başlayacak, mumlar defalarca üflenecek,pasta kesilecek ve parmaklarımızla birlikte yiyecektik. Çocuklarımız Gizem Abla eşliğinde oyunlar oynarken bizler sohbet edecektik.




                             


Kutlama Pazar günü olacaktı ve Cumartesi sabah Hande, Misscapt ve ben; Misscapt' in evinde baskı için buluştuk. Bilgisayarda logonun büyüklüğünü ayarlamak vs.. uğraşları epey zamanımızı almıştı bile. Logoyu bastığımızda kartuşun azizliğine uğradık. Hep birlikte dışarı kartuş almaya çıktık. Önce Elt Kitapevi' ne uğrayarak kumaş boyalarını aldık. Daha sonra Lara Balık Evine uğrayarak, rezarvayon işini tamamladık. Oradan Hande' nin evine gittik ve logoları özel baskı kağıdına yazdırdık.



                            

Ütünün başına geçtik, tam ütüyü tişörte basacakken, birden Hande' nin uyarısıyla uyandık :) Baskıda hata yapmıştık. Logo ters çıkacaktı tshirtlere. Bu büyük bir aksilikti ama tshirtlere basmadan bunu farketmiş olmamız da büyük bir şanstı :) Artık akşam olmuştu. Çocuklar çok yorulmuşlardı. Zaten 7 aylık hamile olan Misscapt' i yeterince yormuştuk ve bu aksilik üztüne tuz biber olmuştu. Sinirden dakikalarca kendimizi yere bırakarak gülmeye başladık. Hemen karar vermemiz gerekiyordu. Ne yapmalıydık? Azimli ve istekliydik bu iş yarım kalmamalıydı. Önce çok yorgun düşmüş olması nedeniyle Misscapt' i binbir zorlukla ikna ederek evine uğurladık. Bu işi Hande ile elimizde yapacaktık.


                          



Sabah erken kalkmış olmalarına rağmen, enerjileri tükenmek bilmeyen Can ve Tenten' i uyutma çabalarımız 2 saatimizi aldı. İşin başına geçtiğimizde ise saat tam geceyarısını bulmuştu :) Elimizde tek tek Nurturia logosu ile boyanmayı bekleyen 12 adet tshirt vardı :) Tshirtleri boyamak için çocuklara etkinlik yatıracağımız kumaş boyalarını kullanmak zorunda kaldık. Hatasız yapmaya çalıştığımız için epey vaktimizi aldı. O kadar zevk alarak yaptık ki.. Gün boyu yaşadığımız aksilikler aklımıza geldikçe o kadar çok gülme krizine girdik ki :)) Sanki üniversite yıllarımıza dönmüştük. Harika bir geceydi. O gece saatlerin geriye alınması bizim için çok iyi olmuştu. Tshirtleri çizme ve boyama işimiz sabah saat 6' da bitti. Ama yeni saate göre saat 5' ti :) Biraz uyuyabilecek olmak bizi acaip mutlu etti :)) Sabah kalktıktan sonra, bir bir ütüledik tshirtleri. Can ve Tenten' e Nurturia tshirtlerini giydirmiştik bile :) Hazırlandık ve Feyzan71, bizi almaya geldi. Bayrakları da Feyzan almıştı, işlem tamamdı. Hiç bir eksiğimiz yoktu.


Tiyatro Pinokyo


                            

Yaş grubu 2 yaş üstü çocuklar ve anneleriyel önce tiyatroda buluştuk. Orada Nurturia tshirtlerini teslim ettik. Giymek isteyen çocuklar giydi thsirtlerini. Daha sonra perde açıldı ve çocukların hepsi büyülenmiş gibi sahneye bakakaldılar. Çoğu ilk kez tiyatroya gelmişti. Ateş böceğinin gösterileri, Pinokyo' nun uzayan ve kısalan burnu, tilki ve kedinin akrobatik hareketleri, kuklaların gösterisi vs.. hepsini hayran hayran hiç problem çıkarmadan izledir. Hatta Peyibal' in kuzusu Efe ve Ysmn' in kuzusu Gazihan aktif izleyicilerdi. Pinokyo' nun babası Pinokyoy' yu ararken '' İşte bak,Pinokyo ordaaa'' diye yardımcı olmaya çalıştılar :)

Tenten,dekorlar değişirken sahnenin karartılmasından biraz huzursuz oldu. Her sahne karardığında ''Anne gidelim, ben gitmek istiyorum'' dedi. Oyunu çok beğendim fakar,3 yaş ve üzeri çocuklar için yapılan bu gösterilerde sahneyi karartmak biraz risk gibi geldi..




Cumhuriyet Yürüyüsü ve Kutlama



Tiyatro çıkışı 2 yaş altı bebekli ve tiyatroya katılamayan annelerimizle, Lara balık evinin girişinde buluştuk. Nurturia balonları şişirildi, bayraklar dağıtıldı ve Nurturia tshirtleri giyildi. Ufak çaplı, birazcık dağınık ama çok tatlı bir Cumhuriyet yürüyüşü yapıldı.


Masalara yerleşildikten sonra, acıkmış çocuklarımıza önce yemek yedirdik. Daha sonra ise Nurturia Pastamız masamızı şahlandırdı. Yasemin' den kesinlikle çok iyi bir iş çıkarmasını ve sürpriz bir tasarım yapmasını bekliyordum fakat bu kadarını değil.. Emek, lezzet ve tasarım ortadaydı. Gelmiş geçmiş en iddealı Nurturia Pastası vardı önümüzde. Bizler ve tabiiki çovuklarımız hayran kaldık. Kalabalıktık. Çok iyi organize olamasak da toplu fotoğraf çekilebildik. Gerçekten çok çok güzeldi :)

Saatlerin geriye alınmış olması, öncesinde tiyatro etkinliğinin olması gibi nedenlerle çabuk hava karardı ve maalesef tshirt boyama etkinliğini gerçekleştiremedik. Fakat daha sonra Tenten boyadı tshirtünü, Lara Balık Evinden ayrılmadan önce :)


Bu kadar detayı yazmamın sebebi, tamamen samimi bir anlatımı tercih etmemden kaynaklı. Anlatmak istediğim; biz çok uğraştık, çok yorulduk değil. Anlatmak istediğim, biz çok büyük bir heves ve heyecanla bir işe başladık ve aksilikler olsa da eğlenmekten asla vazgeçmedik. İşte bunları yaşadık ve çok eğlendik - tir. 


Son Söz


Nurturia' ya ilk açıldığından beri üyeyim. Üyeliğim boyunca beni hep mutlu etti ve olumlu yönde hep şaşırttı.. Çok sevdim Nurturia' yı da, kurucularını da. Kıymetini bildiğim ve kaybetmek istemediğim değerlerden biri oldu benim için. Yalnız bir hayat yaşarken, birden bolca sağlam arkadaşlarım oldu. Dolayısıyla Tenten' de yalnız büyümekten kurtuldu. Nurturia' da öncelik çocuktu ve önceliği çocuk olan her anne sıkı sıkı bağlandı birbirine. Eşler tanıştı. Kahvaltı buluşmaları, akşam oturmaları yapılmaya başlandı. Eşim görevdeyken ve kendimi kötü hissettiğimde, hiç düşünmeden yanıma gelip gecelerimi paylaşan arkadaşım oldu. Tenten' in hayatında Nurturia Kardeşliği doğdu. Şimdi Nurturia sayesinde şehrimizde o kadar çok kardeşi oldu ki.. Ne mutlu bize ne kadar teşekkür etsem az gerçekten.


                                 

O yüzden diyorum ki, Nurturia iyi ki doğdun! Yaşamaya devam et. Çok yaşa lütfen. Senin yokluğunu düşünemiyorum. Bizi yarı yolda bırakmamanın yani yaşayabilmenin, seni yarı yolda bırakmamamızdan geçtiğini, başından beri çok farkındayım ve çok destekliyorum. Nurturia sadece annelerin sohbet mecrası değildir. Nurturia' nın asıl amacı mutlu, sağlıklı çocuklar yetiştirebilmek ve dolayısıyla mutlu sağlıklı ebeveynler olabilmektir bana göre. Çocuklu hayatımızı kolaylaştırmaktır. Bizler Nurturia' ya destek verdiğimiz sürece daha çook doğum günü geçirecek ve kutlayaktır :)

Damla, Gökhan ve Ilgazcığım, bizleri buluşturduğunuz ve yüzümüze tebessüm kondurduğunuzçin tekrar tekrar teşekkürler ve tebrikler! Nurturia büyüyor :)


Teşekkür

Hazırlık aşamasında,

Tüm heyecan ve enerjileriyle destek ve yardımcı olan, başta; sevgili arkadaşlarım Codid, Remlevebiz, Becanim, Busra_, Aysesat, GamzeveAkad, İlal, Yasea, Psychomom ve isimlerini yazamadığım katılamayan ama gönülleri bizimle olan tüm Nurturia Antalya Annelerine,

Grupta katılımcı listesini her an güncel tutan ve tamamlayan sevgili Peyibal' e,

Türk bayraklarımızı temin ettiği ve bizi son anda etkinliğe yetiştirdiği için sevgili Feyzan71' e,

Tadı hala damaklardan, görüntüsü hala belleklerden silinmeyen Nurturia Pastası için sevgili Ysmn' e,

T-shirt alımı, kırtasiye malzemesi temini, rezarvasyon işlemleri, tabii ki tshirtlere Nurturia logosunu yazabilme maceralarına  fiilen ortak oldukları ve tüm koşuşturmacaları için Misscapt ve Hande' ye, sonsuz teşekkür eder, hepinizi ve kuzularınızı öperim.


Nurturia Plus

Nurturia Plus ile, Nurturia' da artık çocuğumuz için daha da fazlası var. Bildiğimiz gibi Nurturia' da Soru/ Cevap alanı, her türlü bilgi paylaşımında bulunabileceğimiz Gruplar alanı, çocuğumuzun fotoğraflarını depolayabileceğimiz, aile ve  arkadaşlarımızla paylaşabileceğimiz Fotoğraf yükleme alanı ve en çok sevdiklerimden; çocuğuımuzun anılarını yazabileceğimiz Anı Defteri, Pazaryeri ve mama tariflerini yazabileceğimiz, çocuğumuzla yaşadığımız tecrübeleri yazabileceğimiz, her üyeye kendine özel alan imkanı tanıyan Bugulog  ücretsiz olarak hizmette.

Nurturia Plus ile anne babaların penceresi daha da büyüdü. Anı Defterinde; Dedi/ Yaptı/ Büyüdü/ Sözlük ve İlk Kez gibi anılarını paylaşabileceğimiz alan uzun zamandır zaten ücretsiz olarak hizmette.

Nurturia Plus ile Anı Defterine, bunların yanında, Artık/ Bu Aralar/ En / Fotoğraf seçenekleri eklendi. Ayrıca ve en önemlisi, Nurturia Plus ile Çocuğumuzun Sağlık alanı hizmete girdi.


Sağlık alanında,


Genel:        Kan Grubu
                   Sigorta Bilgileri
                   Doğum Şekli
                   Notlar               bölümü,


Büyüme:   Çocuğumuzun doğumundan itibaren tüm büyüme değerlerini buraya kaydedebilir ve çocuğumuzun yaşına göre, büyüme persantil grafiğindeki konumu her istediğimizan otomatik öğrenebiliriz.

                    Boy
                    Ağırlık
                    Baş Çevresi


Muayene:  Çocuğumuzun tüm muayenelerini bu alana ekleyebiliriz.
             Genel Muayene Bilgileri ( Düzenli Kontrol/ Hastalık/ Acil)
             Muayenede Verilen İlaçlar ( İsim/ Toplam Doz/ Marka - No/ Notlar)
                   Muayenede Yapılan Aşılar ( İsim/ Doz- Ölçek/ Başlangıç ve Bitiş Zamanı/ Notlar)


Aşılar:      Çocuğumuzun tüm aşılarını bu alanda kaydedebiliriz

              
                 İsme göre aşıları gruplama
                 Toplam doza göre bitmemiş aşıları görebilme
                 Aşı markası / parti no bilgilerini saklama



İlaçlar:    Çocuğumuzun kullandığı tüm ilaçları bu alanda kaydedebiliriz.
             
                
                 İsimden kolay erişim
                 Bitiş zamanını kaydedebilme
                 Varsa ilişkilendirildiği muayeneyi görüntüleyebilme,

bölümleri ile artık çocuklu hayat çok daha rahat :)

Ben Nurturia Plus hizmetini alıyorum ve çok memnunum. Ayda sadece 5 TL ile pratik bir çocuklu hayat :)

Nurturia Plus için merak ettiğiniz bilgiler, sormak istediğiniz sorular, yeni özellikler vb. bilgileri şuradan öğrenebiliriz.